
Daha önce kimsenin dokunmadığı notasından bugün melodiler duyuluyordu.. Ahenk ve ritmi yakalamıştı kendi bedeninde ve parmak uçlarında yürürcesine, kanatlarını gerercesine, taze bir dut yaprağını yercesine yaşamak istiyordu artık.. Öylesine benzersiz hisler duyuyordu ki tarifinde zorlanıp saçmalamak, anlatmak isteyip anlatamamak yerine sadece paylaşmayı istiyordu.. Öyle şeyler yaşamak istiyordu ki nefesi kesilircesine, heyecandan utanırcasına ve elleri titrercesine sahnelemek istiyordu bedeninde.. Uzun cümleler kurmaktansa teker teker kelimeler seçip, üzerine notlar düşüp, bir de güzel bir gülücük koyup bırakmak istiyordu yanıbaşlarına gizlice.. Doğum sancıları yaşarcasına, yeniden yeşerircesine ve yağmur gibi tazeliğe düşercesine bırakmak istiyordu kendisini boşluğa.. Bütün çiçekleri koklamak istiyordu ayırt etmeden, bütün kuşları dinlemek istiyordu frekans değiştirmeden, bütün insanları anlamak istiyordu onları dinlemeden.. Özden ayrılanları özetlemek yerine, çocukları hayalleri üzerlerine kilitlemek yerine, oyunları giriş bölümünde bitirmek yerine oturup izlemek istiyordu dokunmadan çizgilerine...
-Yapamazsın!
dedi birisi..
-İstesen de yapamazsın!
Bir anda kayboldu bahar.. Ömrü saniyelerle sınırlı bir köpük gibi, son kez ışığından yansıtarak güneşin gökkuşağı renklerini, son kez rüzgarına bırakarak bedenini, son yükselişinde kayboldu..
En kötüsü arkasında bir iz bile bırakamadı..
Hiçbir şey olmamış gibi sıradakileri bekliyordu hayat.. Ve bir çocuk, oyuncağından üfleyerek hayat veriyordu onlara...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder